Hangi Cumhuriyet ?

Cumhur GaziogluBugünlerde sanal medyada isminin başına TC harflerini ekleyen insanlar var.

Sebebini de “Cumhuriyet’e sahip çıkmak” olarak açıklıyorlar.

Acaba kime karşı sahip çıkıyorlar, Cumhuriyet’i kimden koruyorlar diye araştırdığımızda ise karşımıza, son yıllarda AKP hükümetinin yaptığı bazı uygulamalar çıkıyor.

Daha önce de bazı kamu kurum ve kuruluşlarının tabelalarından T.C. ibaresini kaldıran AKP hükümeti, son olarak 08 Ekim 2012 tarihli bir genelgeyle Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumların tabelalarında da T.C. ibaresinin yer almayacağı şekilde bir düzenleme yapmış.

Bütün feryad figan bu yüzden; “Cumhuriyet elden gidiyor!..”

Yahu Cumhuriyet; elimizde miydi ki?..

Nazım;

İnsan olan vatanını satar mı?

       Suyun içip ekmeğini yediniz.

       Dünyada vatandan aziz şey var mı?

       Beyler bu vatana nasıl kıydınız?”

dediğinde yıl 1959’du…

Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin Marko Paşa’da;

-“Dostlar! Kalemimiz, fikrimiz Sterlinin kölesi olmasın.(…) Vicdanımız Doların esiri olmasın. (…) Düşmanın çizmeli istilâsını tepelemek kolaydır. Fakat bir kere sinsi sinsi Dolar ve Sterlin emperyalizminin sömürgesi olduk mu, kurtuluş zordur. Hem uşak oluruz, hem de kendimizi efendi sanırız.”  dediğinde yıl 1947’ydi…

66 yıl geçmiş ve aynen ustaların dediği gibi; hem uşak olmuşuz, hem de kendimizi efendi sanıyoruz.

Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşının sonucunda kuruldu. Ama aynı devlet, yıllar içinde emperyalizme daha köklü bağlarla bağlandı, emperyalist tekellerin halk üzerindeki baskı ve sömürü aracı haline geldi.

Kuruluşundan itibaren yazılan bütün anayasalarında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazsa da, egemenlik hep oligarşik azınlıkta, emperyalist tekellerde ve onlarla işbirliği içinde olan burjuvalarda oldu. Halkın payına ise her zaman adaletsizlik, sömürü, baskı ve ölüm düştü. Tek parti döneminden Mendereslere, Demirellerden Ecevitlere, Erimlerden Evrenlere, Özallardan Erdoğanlara kim gelirse gelsin bu sömürü ve baskı artarak devam etti. Hiç bir zaman halkın devleti olmadı.

 

Şimdi adınızın başına koyduğunuz T.C. ibaresi neyi temsil ediyor? Emperyalist tekellerin emrinde halkına düşmanlaşan; suyuna sahip çıkan köylüyü, işine sahip çıkan işçiyi, parasız eğitim isteyen öğrenciyi hapse atması yetmeyip bunları savunan avukatı da hapse atan, bütün muhalif sesleri ezmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni mi temsil ediyor?

Menderes’in Özal’ın T.C. si ile Erdoğan’ın T.C. si arasında ne fark var?

Cuntacı T.C., cemaatçi T.C.’den daha mı iyiydi?.

Bütün tabelalarda T.C. yazması bağımsızlığımız için bir gösterge midir?

T.C. harflerini daha büyük harflerle, duvarlara, dağlara filan yazınca mesela, yediğimiz ekmeğin buğdayını ithal etmemize gerek kalmayacak mı artık?

Bakıyorum; adının başına T.C. yazanlarla yazmayanlar tartışıyor şimdi.

Oysa hepsi aynı sınıfın çocukları.

Bunu tartışanların arasında emperyalist tekellerden bir temsilci veya bir burjuva yok.Onlar yukardan ellerini ovuşturarak izliyorlar sadece. Kürt-Türk, Alevi-Sünni, Laik-Laik Olmayan, Cumhuriyetçi-Cemaatçi…. bölünmenin şekli ve isimleri fark etmiyor onlar için… Tabelalardaki isimler de fark etmiyor… Kendi sınıflarının farkında çünkü onlar… Sınıf savaşında böyle tartışmaların sadece kafa karışıklığı yaratarak kendi baskı ve sömürülerini perdelemeye yarayacağını iyi biliyorlar… Hatta bırakın tabelaları; bir devletin ismi ister Birleşik Devletler olsun, ister Birleşik Krallık, isterse İslam Cumhuriyeti; fark etmiyor onlar için… Onlar, kazandıklarına bakıyorlar. Sömürülerinde araç olarak kullandıkları devlet mekanizmasının işlerine yarayıp yaramadığına bakıyorlar.

İktidardaki liderler değişebilir, bazı düzenlemeler değişebilir, bazen laik-cumhuriyetçi olduğunu söyleyen bir parti, bazen de cemaatçi-cumhuriyet düşmanı bir parti iktidara gelebilir ama bu böyle devam eder. Ta ki sömürü sistemini devam ettirecek şekilde yapılandırılmış devlet mekanizmasının yerine halktan yana, halkın çıkarlarını savunacak, insanın insanı sömürmesini engelleyecek, bağımsız yeni bir devlet mekanizması kurulana kadar. Halkın Devleti kurulana kadar.

Bunun gerçekleşmesi için, bizim de burjuvazi gibi önce kendi sınıfımızın farkında olmamız gerekiyor. Kürt-Türk, Alevi-Sünni hangi milliyetten, dinden, mezhepten olursak olalım, önce kendi adımıza, kendi kişiliğimize sahip çıkarak, hep birlikte emperyalizme ve faşizme karşı mücadele etmeden ne kendimiz, ne de vatanımız özgürleşebilir.

Vatanına sahip çıkmak ise her şeyden önce emperyalizme karşı çıkarak halktan yana, tam bağımsız bir Halk İktidarını savunmakla olur.

*Karikatür : Cumhur Gazioğlu
07 Nisan 2013

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s